aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2016

neşekronik - 2


daha dün neşe'nin 5. yaş gününü kutladık. bize katılacağının haberini aldığımda bu blogda artık yazdıklarımın amacının değiştiğini, bu blogu ileride okursa, bizim gezi günlüğümüzü okuyabilsin ve bizim ne menem insanlar olduğumuzu anlayabilsin diye yazacağımı söylemiştim. annemin babamın olsaydı ben çok eğlenirdim. blog yazma devri kapanıyor ve de hayatlarımız da değişiyor; artık kimse 160 karakter fazlasını okumuyor. benim de entry'lerim arasında uzun aralar var artık. neşe büyüyünceye kadar google blogspot'u hala destekler mi? sanmam. belki bizim gibi bi kaç insanı mutlu etmek adına açık bırakır bu servisi antika namına. neyse.. artık neşe için de yazdığım bu blogda 2 yaşından sonra neşe yok! 2012 kasımdan beri. olacak şey değil. hızlı bir neşe geçişi olacak bu konu. uyarı! ağır çocuk fotoğrafı içerir. geziler için bloğumu takip edenler kusura bakmasınlar :)  

15 Kasım 2012

marmara gölü



kurban bayramında yine salihli'deyiz. yiğenimin karizmatik bir facebook profil fotoğrafına ihtiyacı varmış acilen! bayramın öncesinden tutturdu benim fotoğraflarımı çek diye. aslında hiçbir fikrim yok, bu profil fotoğrafı nasıl bir şeydir? benim facebook'taki arkadaşlarımin profilleri genelde sloganlardan oluştuğu için bilmiyorum. hele ki "yeni genç bir erkeği çekici kılacak (!) fotoğraf nedir" sorusu çok meydan okuyucuydu benim için. neyse, uzatmayayım. bahane oldu, fon güzel olsun bari diyerek marmara gölüne gittik. işte oradan devam...


17 Ekim 2012

nata vega akvaryum


açıldığını duyduğum ilk günden beri görmek istiyordum burayı. türkiye'nin en uzun akvaryum tüneli buradaymış, hatta avrupa'da da sıralamaya giriyormuş. altınızdan üstünüzden köpek balıkları geçiyormuş falan. vaktiyle akvaryuma, balıklara deli gibi para döken ve şu an dahi ilkay'ın yerinde engellemeleri olmasa aynı yola girmeye namzet ben, bu fırsatı kaçırsam olmazdı? hem de ankara'ya açılmışken bu hoşluk! olmazdı. gittik, gördük. işte oradan bunlar...

1 Ekim 2012

neşekronik

kusura bakmayın da sıktım sıktım buraya kadar. en baştaki sözümü yeterince tuttum. burayı agucuk bugucuk bebek albümüne çevirmedim. ama benim en nihayetinde bir kızım var ve şu an istesem de istemesem de hayatımın en önemli hadisesi o. işte geçen 1 senede adım adım neşe..


7 aralık 2011. neşe 3 aylık. çirkin kel bir şey..


28 Eylül 2012

tripkronik



gezintilerimiz. bir konu işgal etmeyeceği için değil de buradaki diğer gezilere çok benzemedikleri için burada ayrıca ve toplu halde duruyorlar. yine bol bol neşe var. arada da can sıkıntımız. toparlıyoruz işte...

27 Eylül 2012

antropokronik

elimdeki fotoğrafları eritme konusunda hedefime çok yaklaştım. artık her sene yaptığım gibi buraya bir türlü konamayan ama hep aklımda kalan fotoğrafları allem edip kallem edip buraya koyacağım. sonra ne yaparım hiçbir fikrim yok.


hadi başlıyoruz. geçen sene kurban bayramı. 1 haftalığına salihli'deyiz. 6-13 kasım 2011 tarihleri arasında hem kurban bayramı, hem düğün hem de mevlüt yapıyoruz. etnografik şölen :)

18 Eylül 2012

her yönüyle hacıbektaş ilçemiz

başlık ve kapak fotosu biraz yersiz kaçtı sanki? :)


salihli ve hacıbektaş birbirlerinden bir hayli uzak oldukları için bayramları paylaştırdık bu iki yer arasında. ramazan bayramında hacıbektaş'tayız, kurbanda salihli'de. yoksa baş edemeyeceğiz o kadar yolla. hacıbektaş'a gittik, ama kurban da kesildi bu kez. nasip! işte bu başlıkta bu hacıbektaş gezimizden çektiğim çeşit çeşit fotoğraf. hepsi bir arada. içeride...

13 Eylül 2012

bolu gölcük


ilkay'ın annelik izni bitti. annemle babam kıza bakmak için bize geldiler. ramazan da olunca eve tıkılı kaldık cümbür cemaat. bolu'dan zekiye hanım davet edince "günaha benim boynuma, tutmayaverin 1 gün oruç da gidelim" dedim. düştük yola. ilk kez bolu'dayız...

11 Şubat 2012

neşe geldi (milat)


bloga uzun süre yeni birşeyler yazmamamın çok aptalca bir sebebi var. kendime gök görmediğin bir kızı olmuş, tutmuş.... dedirtmemek. blogda güya kronolojik sırayı takip ediyorum ya, sıra o müthiş hadisede: kızım doğdu! baba oldum! (30 ağustos 2011) elimde binlerce fotoğraf. hele ki şimdi kız artık 6 aydan gün almaya başlamışken. kendimi tutmazsam burayı aile albümüne çevirmem olası. ama hiç istemiyorum. o nedenle bir türlü giremedim olaya. bu blogda kızımın bolca fotoğrafı olacak, ama mümkün mertebe az tutmaya çalışcağım. artık ne kadar başarabilirsem. işte kızım:

31 Aralık 2010

bir paragrafla elde kalmışlar

 2010 berbat geçen bir yıl oldu işin aslına bakılırsa. her şeyden evvel neredeyse her ay düzenli olarak hastaneye gittik. bahanemiz hiç eksik olmadı ki! annem, babam, kaynanam, kaynatam, teyzem, yengem, ablam, abim, yiğenim, kayın amcam, kayın dayım, kayın komşum....  ve nihayetinde ben! bu kurban bayramını kazasız belasız geçiremedik şu uğursuz 2010 yılı yüzünden. bıçağı müthiş bir isabetle baş parmak tendonuma soktum, sonra ameliyat oldum, sonra dikiş yerim iğrenç bir hal alınca doktorlarla beraber panik olduk. önce bir ameliyat daha dediler, sonra şarbon olabilir dediler, en nihayetinde orf olduğum anlaşıldı. 6 haftadır evde yatıyorum hiçbir şey yapmadan. ama neyse ki  2010 bitiyor :) 

(ayrıca 31 ocak 2010 tarihi itibarıyla sigarasızlığın 150. gününü de devirmiş bulunuyoruz. 6. ay sendromu feci !!)


ben de sene bitmeden elimdekilerin bir kısmından daha kurtulayım da rahata ereyim dedim. buyrun;


25 Kasım 2010

şuursuz taraftar


bizimkiler buradayken en zoru tabi ki serhat'ı eğlendirebilmekti. elimizdeki kısıtlı imkanlarla üzerime düşeni yaptım tabi. ama bana serhat'ın zamanı nasıl geçirmek istediğine dair üretkenliği pek işime yaradı, onu da itiraf etmem gerekiyor. yine de bu üretkenliğin genellikle şöyle bir sonucu var: yapılacak tüm aktivite diğer insanları da kapsıyor, asla ve asla serhat'ın sadece kendisini kapsamıyor. bir çok şeyin üstesinden kolaylıkla gelmesini sağlayan sosyal becerileri bizim de iki unutulmaz gece geçirmemizi sağladı. serhat'ımın uğruna maaile taraftar olduk...

aile saadeti

yanlış anlaşılma olmasın. aşağıdaki hareket birine küfür etmek için yapılmadı. aslında küfür edilecek kişi konusunda bir sıkıntımız da yok gerçi. 
bu bizim serhat'ın en sevdiği pozu :)





bizimkilerle beraber ankara'da kısa geziler yaptık. yaptık yapmasına da pek zor oldu aslında. kararım kesindir: en yakın zamanda ehliyet -ve mümkünse araba- alınacak! yoksa olmuyor. hep ankara'ya gelenleri gezdirme sıkıntısı içindeyiz zaten (malum ankara işte -tuba duymasın!) bir de var olan yerlere kafamız estiğince gidip gelemiyoruz. neyse ki ankara'ya daha yeni yeni ayağı alışan bizimkileri götürecek şimdilik bir kaç yer vardı...

9 Temmuz 2010

elimde kalanlar - 2

 lajvard blogunda çektiği nilüfer fotoğraflarını koyunca "özendim şimdi. ben de çektiğim kurbağa fotoğraflarını koyayım bari" demiştim. beni ne kadar ciddiye aldı bilemem ama o da kaplumbağa fotoğrafları koymayı taahüt etti. elinde harbiden var mı bilmem, eğer yoksa dağda tepede günlerce fotosu çekilecek kaplumbağa arayacak sanırım :) ama bende gerçekten de vardu kurbaa fotosu. ne diyeyim o düşünsün!


buradaki fotoğraflar 23-24 nisandaki salihli'ye aile ziyaretimizden. aslında piknik yaptık, et yedik, çekirdek çitledik bol bol. ama kimsenin canı kalmasın şimdilik diyerek o fotoları mümkün olduğunca pas geçiyorum. "elimde kalanların" ikinci postası işte o günlerden....

30 Nisan 2010

bükme

uzun süreden beri bizimkileri göremedim. artık bir sınıra gelmiş olsak gerek ki telefon açıp "haftaya oradayız. toplayın milleti de bir bükme yiyelim" dedik. sağolsun milleti haberdar etme ve işleri organize etme işini annem üslenmiş. köye gittik, bükmelerimizi yaptık da afiyetle yedik. hatta bu yeme işini o kadar abarttık ki "özlemek bahane yemek şahane" durumuna düştük. yok vallahi değil. özlediğimiz için gittik, yemek bahane! 


ilk gittiğimiz gün toplaşıp piknik yapmaya gittik. ama o daha sonraki konuya kalsın. fotoğrafları makineden bilgisayara atarken şu fotoğrafları yeniden gördüm de burnumda tüttü mübarek. bir an önce buradan başlamak gerek!

3 Ocak 2010

hasan paşa hanı & deliller hanı

işte karşınızda en baştan beri deyip durduğum hasan paşa hanı. yakın zamana kadar bu han bu işlevde değilmiş. içerisinde esnafın ve kahvehanelerin olduğu metruk bir binaymış. şöyle bir elden geçirmişler ve şimdiki hüviyetine kavuşmuş. artık içinde esnaf çay içmiyor; gelen gidenler çay içiyor. turistik bir mekan olmuş şimdi. biz eski halini bilmediğimizden haliyle bu halini gördük; sevdik..

10 Aralık 2009

bizim çocuklar

portre çekimleri konusunda ilerlemek gerek. nasılını hele ki niçinini pek de bilmiyorum. ama şurası kesin ki çocuklar poz vermeye bayılıyorlar ve bu fırsatı kaçırmamak gerekiyor. ortada çocuklar söz konusu olduğunda onların bir türlü yerlerinde duramadıkları, kıpır kıpr 'gıynaştıkları' ve de çekilen her şeyi güzel bulmaları gerçeği de var. deneyişlerimdir, yiğenlerim ve kuzenim...


8 Aralık 2009

anneannemin kurbanı

eskiden rahmetli anneannem yapardı bu işleri. bayram namazına herkesi o uyandırır, namazdan dönenleri o karşılardı. hemen elini uzatmazdı. o kadar telaşlı olurdu ki o sabahlarda bayramlaşmayla bile vakit geçirmek istemezdi. 'hadi mamudum, hadi mustavam, hadi hatçem' diye diye ahaliyi bir önce işe koşardı. koçlar ardı ardına devrilirdi. köyde 5-6 kurban kestiğimiz olurdu. ve anneannem hepsinin işinin o gün bitmesini isterdi.

7 Aralık 2009

kurban olam ben sana

en sevdiğim bayram. kurban bayramı...
insanın bu bayramda yörüklük damarı tutuyor.


eskiden o güzelim koçlar eve getirilirdi. biz onları beslerdik, oynardık onlarla. bayramda da kesip bir güzel yerdik. hem de hiç psikolojik sorun yaşamazdık. işte bu son bayramda nedense bakamadım hayvanın gözlerine. sanki suçluyumuşum gibi. ama kestikten sonra da dediğim o damar tuttu. oturup afiyetle yedik. allah kabul etsin...



29 Ekim 2009

memlekette bir kahvaltı

ramazan bayramında istanbul'da sergicibaşı olduğum için gidemediğimiz salihli'ye 2 hafta gecikmeli olsa da gidebildik ilkay'la. özlemişim herkesi..


aslında bu fotoları buraya koyup koymama konusunda tereddütler de yaşadım. çünkü çektiklerimiz klasik aile fotoğraflarının ötesine pek geçememiş ne yazık ki. olsun! bu blogda bizimkilere dair bir başlangıç da yapmak gerekiyor (gerçi teyzemle bir giriş yapmıştım ya!) -malum önümüzde kurban bayramı var. bu da demek oluyor ki güzel güzel fotolar gelecek ileride. bunlar ısınma turları olsun :)