aklıma ihsan oktay anar'ın romanlarını hatırlattılar. dışlanmışlar köhne yerlerden yeni değerleriyle ritüelleriyle varolmaya devam ediyorlar. kedi çeteleri için de aynı şey vardı. cunda'da bir yerde bir grup gördük. 10-15 kedilik. tek bir sağlam kedi yoktu desem yeridir. kiminin kuyruğu kopmuş. bir çoğunun gözleri tam değil. kulağı yırtık olanlar. ama hepsi bir aradalar... aynı şeyi iskele civarındaki kediler için de söylemek mümkündü. semirmiş, güçlü kediler çetesi.. çok güzel hikayeler yazdırtır adama burası. yazmak için illahi akif pirinçci mi olmam gerek acaba? düşünmem gerek...
ayvalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayvalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Eylül 2009
ayvalık ve kedileri...
aklıma ihsan oktay anar'ın romanlarını hatırlattılar. dışlanmışlar köhne yerlerden yeni değerleriyle ritüelleriyle varolmaya devam ediyorlar. kedi çeteleri için de aynı şey vardı. cunda'da bir yerde bir grup gördük. 10-15 kedilik. tek bir sağlam kedi yoktu desem yeridir. kiminin kuyruğu kopmuş. bir çoğunun gözleri tam değil. kulağı yırtık olanlar. ama hepsi bir aradalar... aynı şeyi iskele civarındaki kediler için de söylemek mümkündü. semirmiş, güçlü kediler çetesi.. çok güzel hikayeler yazdırtır adama burası. yazmak için illahi akif pirinçci mi olmam gerek acaba? düşünmem gerek...
7 Eylül 2009
ayvalık'ta son saatler
ayvalık için iftar vaktine yaklaşmak demek bizim için ayvalık'tan gitmek vakti demekti. sokakalrda onca dolaşıp koşa koşa deniz kıyısına indik. amacım o ilkay'a nasip olan gün batımını fotoğraflamaktı. ama ayın batışını çekmeme izin vermeyen o hava şartları o muhteşem gün batımına da izin vermedi. allahtan deniz dalgalıydı da çekcek bir şey oldu...
haaa tabi unutmadan. bütün ayvalık martıları puşt!! o kadar elim deklanşörde gözüm vizörde bekledim o kızıllığa doğru bir martı gitsin diye. gitmediler :(
kilise-cami'ler
cunda'da hiç camiye denk gelmedik. mutlaka vardır bir yerlerde mescidimsi bir şeyler ama biz görmedik gerçekten. ama sokak aralarında bolca kilise ve şapele rastladık ki dediğim gibi hepsi harap halde...
ayvalık çocukları...
bizimkiler ve sizinkiler
değirmen ve kitaplık
cunda...
cunda ayvalık'a göre çok turstik bir yer. ayvalık içerisinde tekne turu satmaya çalışanlar hariç turist için cazgırlık yapan pek yok. ama cunda da herkes bağırıyor: sakızlı dondurmaaaa, rakı-bağğğğğğğlık, ayvalık tostuuuu, sonsuz mezeeee, vs.. hediyelik eşya pazarı vs. cundanın sokakları ayvalık'a göre bir hayli ıssız. ve evler daha köhne. aslında garip. daha turistik oysa..
6 Eylül 2009
panaromik - plajik çalışmalar...

sarımsaklı...
ayvalık ve biz..
tekne gezisi sırasında cunda'da azıcık gezebilelim diye mola veriliyor. ama yeter bir mola değil. 45 dakika sadece! sadece tvden izlediklerimden biliyorum ki cunda öyle 45 dklik 3 saatlik falan bir yer değil. ki biz bunu sonradan ilkay'la teyit ettik (sonra yayınlanacak :) )
cunda'dan hemen sonra ayvalık'a dönlüyor ve sefahat bitiyor. ayvalık çok şaşırttı beni. ismini çok duymuştum ama nedenini bilmiyordum. hatta sahilden görüldüğü kadarıyla bir şey de yoktu o üne sahip olmak için. ama dilek böğürtlen suyu içmek için ara sokakalara götürünce büyük maceraya başladık. o sokaklar tek tek gezilmeli. her kahvesinde oturulup çay içilmeli...
ayvalık martıları
tekne gezisinin en başında pek de dikkat etmemiştim etrafta martıların yokluğunu. ilk durağımız olan adaya yaklaşırken bizden daha önce adaya ulaşmış bir adanın durduunu milletin denize girdiğini falan gördüm. sonra fark gördüm ki yanaştığımız adanın kıyılarındaki kayalıkların üzeri beyaz martı pisliğiyle kaplıydı. şöyle dikkatli bakınca martılarında orada birşey beklediğini farkettim...
sanki az sonra hitchcock'un filminden azgın martılar çıktı ve bize saldırdı gibi anlattım. öyle birşey olmadı :) bu ada bizim aynı zamanda yemek de yiyeceğimiz adaymış. tabaklar önümüze konar konmaz martılar hareketlendiler ve sortiler yapmaya başladılar. pek şenlikliydi ortam...
ayvalık tekne gezisi
ilk gün sarımaklı'da bırak fotoğrafını çekeceğimiz şeyi yapacak birşey de bulamadığımız için ikinci gün doğrudan soluğu ayvalık'ta alıp tekne turuna katıldık. aytaç'ın tarif ettiği kareli gömlekli trakyalı kaptanı bulamadık. biz de ağzı en iyi laf yapan adamın teknesine attık kendimizi. ama az buçuk kandırıldık tabi. maden adalarına da gidecektik güya. ama rüzgarın uygun olmaması nedeniyle gidilemedi. o da ne demekse!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)