meteo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meteo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2018

görülemeyen pena sarayı

pandotrip.com

İşte bulutların olması gereken seviye buydu -ya da hiç bulut olmamalıydı da aşağıyı görebilmeliydik. Bizim gördüğümüzse şuydu: 


Tabi buna görmek denebilirse. Lizbon'a gitme ihtimali doğduğunda hemen takip ettiğim gezi bloglarına baktım. Sintra'ya mutlaka gidilmeli, orada Pena Sarayı mutlaka görülmeli yazıyordu çoğunda. Derinlemesine bir Google taramasıyla ikna oldum. Görsellere bakıp da ne var ki bunda denilecek gibi değildi doğrusu. Mesela:


Fotoğraf hilelerinden az çok haberdarım. Bunun aynısını göreceğim diye hiç umutlanmadım ama mimarisine, renklerine tav oldum. Daha Lizbon'u görmeden buraya gelişimizin asıl sebebi işte bu saraydı. 

7 Ocak 2018

ama amsterdam

Nerede olsa uyurum, ne olsa yerim, her şeye para vermek değil ki beni mutlu eden... Gezgin kafasının böyle işlediği varsayılır. Bitli öğrenci olacaksın, hiç de işlevsel olmayan bir dağcı çantan olacak sırtında, 15 kişilik hostellerde envai çeşit insanla uyuyacaksın... Ah ne macera! 


Ama yerim ben o macerayı. Bir proje toplantısı için Amsterdam'a gitmemiz gerekiyor. Oteller ateş pahası, hosteller bile pahalı, yakın yerdeki şehirlere bile baktım, Haarlem, Utrecht bile kurtarmıyor. Cebimizdeki harcırah belli, bulabildiğim en ucuz hostelin ücretini ödesek ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? En sonunda İlkay akıl etti de botlara baktık. Amsterdam'ın göbeğinde limanda kalacaktık. Biletleri aldık ve Amsterdam 'macera'sı başladı...

5 Mayıs 2013

asker gezmesi - izmir


memleketim dediğim yer izmir'e o kadar yakın olsun; ben her gittiğimi hatırlayacak kadar az gitmiş olayım; hayatımın belli dönemlerinde ne zaman ankara'dan kaçma fikrine kapılsam aklıma ilk önce burası gelsin; ama yine de kendimi o kadar uzak hissedeyim buraya... salaklıktan başka pek bir şey değil bu aslında. aliço'nun askerliği buraya düşünce bahane oldu da bir daha bu düşüncelere gark oldum. ha netice ne? yine var elde sıfır. yok ikna edemiyorum boklu ankara'dan bir exodusvari çıkışa ve izmir'e muzafferane bir girişe..  


aliço'nun geçici ikametgahı poligon'u zor bulduk. sonra onun her çarşı izninin zorunlu istikameti alsancak'a yollandık. hemen akşamları bar haline dönüşen sabah kahvaltıcılarına girdik. girdik de o yağmurdan azısıcık sakınabildik işte..

5 Ekim 2012

yıldırım fotoğrafı yakalamak


en başta bir itiraf: yıldırım fotoğrafı çekmekten zerre anlamam. nasıl ayar yapılırı bilirim de neye göre yapılır onu pek bilmem. tek bildiğim şey tripodun olacak, fotoğraf makinesinin enstanesi bulb modunda olacak ve tercihen kablolu ya da uzaktan kumanda olacak. o kadar çok fotoğrafı netliği tahammül sınırının altında diye harcadım ki inanamazsınız. zira bu yıldırım nerede ve ne zaman çakacağı belirsiz. siz ha deyip başladıktan 2-3 saniye sonra bulb'ı bitirmek zorunda kalabiliyorsunuz. bu da en baştaki deklanşöre basarken yarattığınız sarsıntıyı fotoğraf için ölümcül kılıyor. ben o yüzden denedim babam denedim. çakan şimşekleri ve düşen yıldırımları yakalamaya başladıkça daha eğlenceli oldu. bir yerden sonra dert makineyi ıslatmamak ve o 'fırtına'nın biraz daha sürmesi için dua etmek. ben bunları yarım saat içinde çektim.  

3 Ekim 2012

meteokronik


iyi ki evimiz yüksekte. güzel ankaramızı bu sayede takdir edebiliyoruz. ne güzel bir coğrafya! ne dehşetengiz bir yaşam! her gün bin kere şükür edilir mi burada yaşama şansına sahip olduğu için bir insan? allah'ın sevdiği kullarıymışız. ne yaptık ki biz bu ödülü hak edecek? ama her gün şaşırtmaca, her gün yeni bir ferahlama, yenilenme, yaşam sevinci hissetme. refreshing diyorum daha iyi anlaşılsın diye. bunlar yetmezmiş gibi atmosferik hadiseler de bonus olarak gelmesin mi arada bir. önce takdir ettim, sonra belgeledim..


27 Aralık 2011

bir ara istanbul'a gitmiştik


ankara'da bunalınca soluğu istanbul'da alıyoruz. o kesin. ama istanbul'a orası istanbul diye mi gidiyoruz yoksa orada birileri var diye mi gidiyoruz, işte onu kestiremiyorum. mesela haziran 2011'de bir istanbul gezisi yaptık. kız dünyaya merhaba demeden bir daha görelim istanbul'u dedik (belki de kız doğmadan bir istanbul görsün istedik). gittik. yine bizim tayfa. gezdik tozduk. diye hatırlıyordum. ama bir baktım ki hiç boğaz görmeden geri dönmüşüz ankara'ya. yok. sanırım istanbul istanbul'da birileri var diye güzel herhalde. işte 15 milyon kişi içinden bir kaç kişi... işte o günler var burada...

22 Aralık 2011

20 Aralık 2011

ilkay'ın gemicikleri - izmir


ilkaycığımın iş vesilesiyle gittiği izmir'de çektiği, ancak çekebildiği fotoğraflar. 'misafir' diyecektim ama zaten kendisinin bir sürü fotoğrafını çalıp bloglamıştım zaten. kendisi yakın aile kotasından burada ikamet etmektedir efendim. işte bunlar da taaa 2010 nisanında gittiği izmir'den. zavallıcım izmir'e gidip sadece bu fotoğrafları çıkartabildiyse izmir'i gezememiş, yaşayamamış demektir ki bu da benim kendisini zaten önsel bir gıcıklığı olduğu izmir'e gitmeye kattiyen ikna edemeyeceğim anlamına gelir. olsun. denemeye değer(di). buyrun...