bayram-şenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram-şenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2013

hıdrellez '13

malum mevsim konser, bayram, şenlik, etkinlik mevsimi. poposunda karıncalar oynaşan bünyeler için hafta sonlarını etkinliksiz geçirmek sümme haşa mümkün değildir. ben hayatımın hiçbir döneminde 'etkinlik insanı' olmadığım halde böylesi insanların peşine takılmakta da bir abes görmedim. takılan yalnız ben olduğum sürece! şimdi yanımızda bacak boyunu bulmaz bir çocuk, etkinlik insanıymış gibi yapıyoruz :)


ankara'da bilinen ilk hıdrellez şenliğine gittik (bu arada ben hıdırellez diye biliyordum doğru yazımını. hangisi doğru emin değilim. bildiğim tek şey ederlezi buralarda bilinen ve kullanılan bir kelime değil. artistik yapmayın!). mesele konsere gitmek değildi elbet; neşe'yi idare etmekti. öğlen 2'de başlayıp gece yarısına kadar sürecekti konserler. korktuğumuz az buçuk başımıza geldi. yine de pek uyumluydu yavrucak! ortama benden daha çok uydu bile denebilir aslında...

15 Kasım 2012

marmara gölü



kurban bayramında yine salihli'deyiz. yiğenimin karizmatik bir facebook profil fotoğrafına ihtiyacı varmış acilen! bayramın öncesinden tutturdu benim fotoğraflarımı çek diye. aslında hiçbir fikrim yok, bu profil fotoğrafı nasıl bir şeydir? benim facebook'taki arkadaşlarımin profilleri genelde sloganlardan oluştuğu için bilmiyorum. hele ki "yeni genç bir erkeği çekici kılacak (!) fotoğraf nedir" sorusu çok meydan okuyucuydu benim için. neyse, uzatmayayım. bahane oldu, fon güzel olsun bari diyerek marmara gölüne gittik. işte oradan devam...


27 Eylül 2012

antropokronik

elimdeki fotoğrafları eritme konusunda hedefime çok yaklaştım. artık her sene yaptığım gibi buraya bir türlü konamayan ama hep aklımda kalan fotoğrafları allem edip kallem edip buraya koyacağım. sonra ne yaparım hiçbir fikrim yok.


hadi başlıyoruz. geçen sene kurban bayramı. 1 haftalığına salihli'deyiz. 6-13 kasım 2011 tarihleri arasında hem kurban bayramı, hem düğün hem de mevlüt yapıyoruz. etnografik şölen :)

18 Eylül 2012

her yönüyle hacıbektaş ilçemiz

başlık ve kapak fotosu biraz yersiz kaçtı sanki? :)


salihli ve hacıbektaş birbirlerinden bir hayli uzak oldukları için bayramları paylaştırdık bu iki yer arasında. ramazan bayramında hacıbektaş'tayız, kurbanda salihli'de. yoksa baş edemeyeceğiz o kadar yolla. hacıbektaş'a gittik, ama kurban da kesildi bu kez. nasip! işte bu başlıkta bu hacıbektaş gezimizden çektiğim çeşit çeşit fotoğraf. hepsi bir arada. içeride...

30 Temmuz 2012

ska ska saka



geçen kasım ayından. kurban bayramı için salihli'deyiz. bir ara kaçtık. güya kuş fotoğrafı çekmeye gittik. tamam kuş var da.. aman neyse. çekemediydik yine. oynadım da şunlar oldu işte. instagram niyetine. saka maka.


11 Şubat 2012

neşe geldi (milat)


bloga uzun süre yeni birşeyler yazmamamın çok aptalca bir sebebi var. kendime gök görmediğin bir kızı olmuş, tutmuş.... dedirtmemek. blogda güya kronolojik sırayı takip ediyorum ya, sıra o müthiş hadisede: kızım doğdu! baba oldum! (30 ağustos 2011) elimde binlerce fotoğraf. hele ki şimdi kız artık 6 aydan gün almaya başlamışken. kendimi tutmazsam burayı aile albümüne çevirmem olası. ama hiç istemiyorum. o nedenle bir türlü giremedim olaya. bu blogda kızımın bolca fotoğrafı olacak, ama mümkün mertebe az tutmaya çalışcağım. artık ne kadar başarabilirsem. işte kızım:

31 Aralık 2010

bir paragrafla elde kalmışlar

 2010 berbat geçen bir yıl oldu işin aslına bakılırsa. her şeyden evvel neredeyse her ay düzenli olarak hastaneye gittik. bahanemiz hiç eksik olmadı ki! annem, babam, kaynanam, kaynatam, teyzem, yengem, ablam, abim, yiğenim, kayın amcam, kayın dayım, kayın komşum....  ve nihayetinde ben! bu kurban bayramını kazasız belasız geçiremedik şu uğursuz 2010 yılı yüzünden. bıçağı müthiş bir isabetle baş parmak tendonuma soktum, sonra ameliyat oldum, sonra dikiş yerim iğrenç bir hal alınca doktorlarla beraber panik olduk. önce bir ameliyat daha dediler, sonra şarbon olabilir dediler, en nihayetinde orf olduğum anlaşıldı. 6 haftadır evde yatıyorum hiçbir şey yapmadan. ama neyse ki  2010 bitiyor :) 

(ayrıca 31 ocak 2010 tarihi itibarıyla sigarasızlığın 150. gününü de devirmiş bulunuyoruz. 6. ay sendromu feci !!)


ben de sene bitmeden elimdekilerin bir kısmından daha kurtulayım da rahata ereyim dedim. buyrun;


27 Mayıs 2010

leman sam ve biz


devrim yürüyüşü sonrasında leman sam konseri. buradaki fotoğrafları seçerken habire leman sam şarkıları aklıma düştü. sesim çok güzel heba olmasın sağda solda diyerek şarkıları hep içimden söyledim. sonra sustum, leman söyledi. ilkay'a dediğim gibi kafamın içinde radyo istasyonları fink atıyor (ona göre diş dolgularım kapıyordur belki frekansları. oysa benim diş dolgularım metal değil :) )..

marsis konserinde gerçekten çok eğlenmiştik. ama leman sam bir başka. kendi şarkılarını söyledi, kızı şehnaz sam "commandante che guevera" ile milleti coşturdu, arada ankara havaları çaldılar, en son da zülfü livaneli şarkıları ile konseri bitirdiler. daha ne olsun? haaa leman sam şahnaz'ın yanında şevval'i de getirse çok memnun olurduk tabi. seneye inşallah... benim için bu seneki şenliğin en güzel konseriydi...

23 Mayıs 2010

devrim




bahar şenliğinin 3. günü. geleneksel devrim yürüyüşü ve 'devrim' stadının sahasına mumlarla 'devrim' yazılması. bu kadar 'devrim' demişken, artık 'devrim' kelimesi spor medyasında bile korkulmadan kullanılıyorken (ve buna yol açan bursaspor harbiden de ülke futbolunda bir devrime imza atmışken) bu konu başlığı başka bir şey olamazdı. 

saat 17:00'de projeyi gerçekleştirmek üzere tribündeki yerimi aldım. 17:04'de başlayan çekimler 20:26'da bitti. bu arada 440 fotoğraf çekilmiş. bunlar moviesalsa programı ile 10 fps olacak şekilde birleştirildi. ilk time lapse denemem. aslında istediğim tam olarak bu değildi. mesela havanın kararışını, ışığın gidişini de vermek isterdim. ama ilk denemde aperture-priority ile ve otomatik iso'da çekince bu pek mümkün olmadı. manuel çekim yapmak gerekiyor. aslında time lapse için 15-20 fps daha uygun ama o zaman da insanlar hiç belli olmuyordu. en iyi sonucu böyle aldım. bunda da gökyüzü belli olmadı. ama na'palım bir dahaki sefere...

21 Mayıs 2010

marsis




marsis! tolga sayesinde tanıdığımız, tanıştığımız harika grup! 13 nisan akşamı odtü bahar şenliğinde stad konserindeydiler. dinlemek başka şeymiş, izlemek görmek başka şey. ilk dinlerken herkes gibi ben de kazım'ı dinliyormuş gibi olmuştum. hatta ilk tepkim, yalan yok, 'kazım taklitçisi' olmuştu. nedense iyi yapılan her işi öncekilere tahvil etmek gibi bir hastalığımız var. ne büyük haksızlık! bu, bütün raggae sanatçılarını bob marley'e benzetmeye benziyor. bunu marsis'i dinleyene kadar anlamamıştım. en başta yaptığım haksızlığı tüm utancımla birlikte geri alıyorum. size en fazla yine kazım'a referansla 'kazım'ın takipçileri' denir ki bu sizler için ve bizler için gurur verici bir şey olsa gerek....


8 Aralık 2009

anneannemin kurbanı

eskiden rahmetli anneannem yapardı bu işleri. bayram namazına herkesi o uyandırır, namazdan dönenleri o karşılardı. hemen elini uzatmazdı. o kadar telaşlı olurdu ki o sabahlarda bayramlaşmayla bile vakit geçirmek istemezdi. 'hadi mamudum, hadi mustavam, hadi hatçem' diye diye ahaliyi bir önce işe koşardı. koçlar ardı ardına devrilirdi. köyde 5-6 kurban kestiğimiz olurdu. ve anneannem hepsinin işinin o gün bitmesini isterdi.

7 Aralık 2009

kurban olam ben sana

en sevdiğim bayram. kurban bayramı...
insanın bu bayramda yörüklük damarı tutuyor.


eskiden o güzelim koçlar eve getirilirdi. biz onları beslerdik, oynardık onlarla. bayramda da kesip bir güzel yerdik. hem de hiç psikolojik sorun yaşamazdık. işte bu son bayramda nedense bakamadım hayvanın gözlerine. sanki suçluyumuşum gibi. ama kestikten sonra da dediğim o damar tuttu. oturup afiyetle yedik. allah kabul etsin...