konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2013

hıdrellez '13

malum mevsim konser, bayram, şenlik, etkinlik mevsimi. poposunda karıncalar oynaşan bünyeler için hafta sonlarını etkinliksiz geçirmek sümme haşa mümkün değildir. ben hayatımın hiçbir döneminde 'etkinlik insanı' olmadığım halde böylesi insanların peşine takılmakta da bir abes görmedim. takılan yalnız ben olduğum sürece! şimdi yanımızda bacak boyunu bulmaz bir çocuk, etkinlik insanıymış gibi yapıyoruz :)


ankara'da bilinen ilk hıdrellez şenliğine gittik (bu arada ben hıdırellez diye biliyordum doğru yazımını. hangisi doğru emin değilim. bildiğim tek şey ederlezi buralarda bilinen ve kullanılan bir kelime değil. artistik yapmayın!). mesele konsere gitmek değildi elbet; neşe'yi idare etmekti. öğlen 2'de başlayıp gece yarısına kadar sürecekti konserler. korktuğumuz az buçuk başımıza geldi. yine de pek uyumluydu yavrucak! ortama benden daha çok uydu bile denebilir aslında...

14 Haziran 2010

grup yorum 25. yıl konseri

grup yorum 25. yıl konseri yapacaktı da biz gitmeyecektik!? hiç mümkün mü? neredeyse iki ay önceden yapılmış planlar bazen aksıyacak gibi oldu, bazen gaza geldik 10 otobüs gidecek gibi olduk, ama işi nihayete erdirip  inönü stadının tribünlerinde yerlerimizi aldık.


yorum konseri için en büyük motivasyonlarımdan birisi de hiç şüphesiz o kalabalığı, coşkuyu fotoğraflamaktı tabi. amma velakin bu salak adam -yani ben!- fotoğraf makinesini gün boyu sırtında taşıdım. hem de o istanbul'un vıcık vıcık sıcağında. ama neyi farkettim dehşet içinde? fotoğraf makinesinin şarjı yoktu. şarj edilmediğinden değil, bataryayı tümden evde unutmuşum. aradım taradım ama taksim'de istiklal'de tek bir canon bayisi bulamadım. paraya kıyıp alacaktım bir battery grip. ve muhtemeldir ki hayatımda bir konserde karşılaştığım ve muhtemelen karşılaşacağım en kalabalık kitleyi -55,000 kişiyi- kaçırmış oldum. bundan ötürüdür ki buradaki fotoğrafların (ve videoların) hiçbiri benim değil. o değil de, istanbul'a gitmeden tripodu götürsem mi götürmesem mi diye ikircikli kalmıştım. götürsem çok hoş olacakmış gerçekten de. sırtımda çanta, elimde fotoğraf makinesi, yanımda tripod, batarya evde! çok salağım çok. 

"makine iyi ki yoktu da adam gibi konser seyrettin" dedi ilkay. konser seyredilen bir şey midir yoksa dinlenen bir şey midir bilmem ama bu kez ilkay haklı sanırım. buyrun:

27 Mayıs 2010

leman sam ve biz


devrim yürüyüşü sonrasında leman sam konseri. buradaki fotoğrafları seçerken habire leman sam şarkıları aklıma düştü. sesim çok güzel heba olmasın sağda solda diyerek şarkıları hep içimden söyledim. sonra sustum, leman söyledi. ilkay'a dediğim gibi kafamın içinde radyo istasyonları fink atıyor (ona göre diş dolgularım kapıyordur belki frekansları. oysa benim diş dolgularım metal değil :) )..

marsis konserinde gerçekten çok eğlenmiştik. ama leman sam bir başka. kendi şarkılarını söyledi, kızı şehnaz sam "commandante che guevera" ile milleti coşturdu, arada ankara havaları çaldılar, en son da zülfü livaneli şarkıları ile konseri bitirdiler. daha ne olsun? haaa leman sam şahnaz'ın yanında şevval'i de getirse çok memnun olurduk tabi. seneye inşallah... benim için bu seneki şenliğin en güzel konseriydi...

21 Mayıs 2010

marsis




marsis! tolga sayesinde tanıdığımız, tanıştığımız harika grup! 13 nisan akşamı odtü bahar şenliğinde stad konserindeydiler. dinlemek başka şeymiş, izlemek görmek başka şey. ilk dinlerken herkes gibi ben de kazım'ı dinliyormuş gibi olmuştum. hatta ilk tepkim, yalan yok, 'kazım taklitçisi' olmuştu. nedense iyi yapılan her işi öncekilere tahvil etmek gibi bir hastalığımız var. ne büyük haksızlık! bu, bütün raggae sanatçılarını bob marley'e benzetmeye benziyor. bunu marsis'i dinleyene kadar anlamamıştım. en başta yaptığım haksızlığı tüm utancımla birlikte geri alıyorum. size en fazla yine kazım'a referansla 'kazım'ın takipçileri' denir ki bu sizler için ve bizler için gurur verici bir şey olsa gerek....


31 Ekim 2009

tayfa bandista

29 ekim cumhuriyet bayramımızın son gününde devletimizin bize bahşettiği tatil gününü evde temizlik yaparak geçirdik ilkay'la. benim motivasyonum haftasonu kıçımı serip yatabileceğim üzerineyken ilkay'ın ki o geceki bandista konseriydi.

gün boyu süpürürken, silerken, yıkarken, durularken evde bangır bangır bandista çaldık. geceye hazırlanalım diye :). eee bu sene onca konser verdiler. hem ankara'da hem de istanbul'da gitmeye heveslendik çok kez ama gidemedik bir türlü. bu kez kaçırmayacaktık ve hakkını verecetik konserin. ne de olsa sezonun son konseriymiş...


neyse. bir sürü fotoğraf çektik. ama her zaman ki bahanemiz de hazır: çok kötü ışık vardı!!!