italya italia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
italya italia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2017

yine floransa



herkesin beğendiğini beğenmemek sizi üst-insan (übermench anlamında) yapmaz, sadece kasıntı ve sıkıcı bir insan yapar. elbette genel kabulün hoş dediği şeyi -hadi sizin çok duyarlı ve bilinçli jargonunuzla diyeyim: size pazarlanan şeyleri, meta olarak size kaktırılan şeyleri- beğenmek zorunda değilsiniz. ama bunun bir ifadesi vardır. niyesi vardır. gerekçesi vardır. asgari olarak bir beğeni kıstasına sahip olmanız gerekir. ve ayrıca, daha önce hiç gitmediğin bir şehre gidince kim 500 milyar ister'de sorulduğu için adını bildiğin michelangelo'nun da vinci'nin bi şeylerini görücem diye sonu gelmez sıralara girip diğerlerine totonuzla bakıp geçmek sizi kültürlü göstermiyor, yemiyoruz, siz de hiç kendinizi kandırmayın. yazıktır. keza mikelanj demek veya sınıf arkadaşınmış gibi da vinci'ye leonardo demek de sizi havalı yapmıyor; o bahsettiğin ninja kaplumbağa, zamanının floransalıları bile birbirine soy isimleriyle hitap edermiş.

--- bi de bunların gael garcia'ya 'gael' diyen tipleri var. ilk isim kullanınca aradaki mesafeyi erişilir menzile indirdikleri düşünülüyor herhalde :)

30 Kasım 2016

toplantıyı floransa'da yaparsan...


Benim çalıştığım yerin şöyle 'garip' bi işi vardı: Türkiye'nin her yerinden çalışanlar resmi bir emir yazısı ile toplanır, dikkatlerini konuya iyice versinler diye havaalanı yolunda Ankara'ya 40 km uzakta bir otele tıkıştırılır, toplantı sonrasında da hemen şehirlerine gerisingeri postalanırlardı; çünkü amaç 'iş'ti, gezmek tozmak değil. Ama ülke sınırları dışında durum tam tersi. Toplantı yeri olabildiğince turistik çekiciliği olan bir yer olmalı ki katılımcılar konuşulanlardan sıkılınca rahat rahat nefes alabilsinler, dahası katılım için ayrıca bir motivasyon olsun. Ben tabi ki ikinci yaklaşımdan yanayım :)


Floransa'da toplantı yapmak da çok riskli aslında. Kişinin aklının toplantı dışında olması gayet ihtimal dahilinde. Neyse ki (şımarıklığa bak) benim gibi daha önce Floransa'ya gelmişler için bu ihtimal daha düşük. Bence üçüncü gelişimde çok daha motive olurum toplantıya. Hatta dördüncüsünde toplantıyı üzerime bile yapabilirler, o kadar sahiplenirim...  


10 Kasım 2016

bologna



floransa'da toplantı olacakmış, davetliymişiz, davete icabet için görevlendirilmişiz. hay bin kunduz! "ben daha yeni gitmiştim floransa'ya" demek ayıp kaçacaktı, o yüzden sustum, sineye çektim. hele uçak biletinin bologna'dan alındığını duyunca, eyvah, dedim, ilkay yine kızacak! ama devlet görevi. seçenek yok. gittik bologna'ya da...

3 Haziran 2015

fiorentina!



floransa'nın ünlü müzelerini, kiliselerini, saraylarını görmek yerine neden boboli bahçelerine doğru yöneldiğimiz şu an benim için tam bir muamma. özellikle ilkay çok istemişti bu bahçeleri görmeyi ama bizler de çok itiraz etmemiştik. acaba kapalı alanda yaşanan sanat yorgunluğundan mıydı? hatırlamıyorum gerçekten. ama aferin bize, güzel kararmış!

2 Haziran 2015

floransa!


şimdi eğri oturup doğru konuşalım. elimde harika bir rehber var (dost yayınları) ve sayfalarından bazıları incelenmekten eprimiş gitmiş, ama benim floransa gezerken aklımda dönüp duran asıl şey dan brown'un inferno'su. dediğim gibi floransa hakkında bir sürü şey okudum ama floransa'ya gidecem diye bu kitabı inatla buldum ve okudum. --aytaç sağolsun, kendi de floransa'ya gidecekken elindeki kitabı bana gönderip müthiş bir fedakarlıkta bulundu. garibim istanbul'a dönüp 1 sene sonra kitabı okuyunca anladı ne eşşeklik ettiğini.

22 Mayıs 2015

firenze!

google görseller

gitmeden önce floransa hakkında o kadar çok okumuşum ki artık oraya gidince hiç bir şeye şaşırmam sanıyordum. öyle olmuyormuş. sokağı dönünce neyi hangi açıdan göreceğimi bilsem de o şeyleri görmemle yamulmam arasında çok zaman geçmiyordu. ama yine de floransa'ya hayallerimin kenti de diyemeyeceğim. ya yorgunluğumun artık katlanamayacağım bir dereceye gelmesinden ya da turist olup etraftaki turistten rahatsız olma ruh halinden, veya okuduklarımın doğrulanmasından. ha bir daha gider misin deseler, bin kez daha giderim derim, o ayrı...  

haydi başlayalım.. 

18 Mayıs 2015

siena - gündüz


siena! erkenden kalkıp sokaklara saldık kendimizi. iki yerin keyfini çatıp floransa'ya yollanacağız. gece çok ürkütücü bulduğumuz siena gündüz de çok farklı değil. rüzgarın ve güneşin içeri giremediği sokaklar. depresif ruh haline davetiye...

16 Şubat 2015

siena - gece

[böyle taslak halinde duran bir postu nasıl canlandırmalı?]

toscana gezimiz olacak da bunda siena olmayacak? yok öyle yağma. lucca'dan siena'ya geçmek bizim için gereğinden fazla zahmetli, ama o yol yapılacak! lafa gelince sindire sindire gezme yanlısıyız elbet; gerçekteyse her şeyi aynı anda yapmaya mecbur zavallılarız. düstur tek, bahane baki: "kaç kez gelebileceğiz ki buralara?". 


zaten siena'yı bu plandan çıkarmak insanın haddine değil. görmeyen de -af edersiniz hiç acımam- toscana'yı götüm gibi gezmiş derim. 


8 Ağustos 2014

men dakka dukka veya forza lucca

çok ara verdim. bazı şeyler eskidi, kayboldu. ama yazmazsam daha da kaybolacak. öyleyse, vira bismillah..


başlıktan hikaye: eden bulur anlamında çoğu zaman uygun yerde kullanılmayan arapça bir deyim bu men dakka dukka. lucca sonrasında hissettiklerimize çok da uydu. italya planında lucca'ya kendi halinde bir gün ayırmayan biz, lucca'yı görüp yaşadığımız cehenneme bir kez daha lanet eden biz, eşşek gibi geri dönüp beton binaların içinde ömür çürütecek olan yine biz. kendimiz ettik, kendimiz bulduk. anakronizmin hası: keşke hiç görmeseydik!

3 Haziran 2014

cinque terre'ye bi gidin de...

gevezelik ederken söylemeyi unuturum belki: şu aşağıdaki fotoyu ben çekmedim, keşke ben çekseydim. italya gezisini yavaştan şekillendiriyordum ve bu fotoğrafı gördüm. oraya gidenlerin bloglarını okudum hemen. sonra roma'daki bir günün üzerine bir soru işareti koydum ve bu bölgeyi ekledim listeye. gezi arkadaşlarıma gönderdim. teklifim ayakta alkışlarla kabul edildi...


cinque terre toscana'da değil, italyan riviera'sında ve liguria bölgesinde. dağlarla deniz arasına sıkışmış bir bölgede bir sürü köyden oluşan bir bölge. cinque terre'yi -adından da belli- asıl olarak beş köy oluşturuyor, 5terre de deniyor. buralara arabayla ulaşım yok. ya denizden ya da trenle gelebilirsiniz. bölge cinque terre ulusal parkı olarak tescil edilmiş ve unesco dünya mirası listesinde. italya'nın en ünlü yürüyüş yolları buradaymış. bizim de gidip trekking yapma planımız var.. en baştan başlayalım... buyrun...

26 Mayıs 2014

san pietro'nun kubbesine çıktım ben!


sabah beklediğimiz sıraya laf ederken çok aceleci davranmışım. müzeden sonra san pietro'ya girmek için beklediğimiz sıranın yanında bir hiçmiş. orada çekilmiş başka fotoğrafları görünce de sezonunda beklenen sıranın yanında bu sıra yok hükmündeymiş. hamama giren terler, terledik. arattık üstümüzü başımızı, girdik dünyanın en büyük kilisesine..

9 Mayıs 2014

vatikan müzeleri'nde yoruldum ben!

haydi bismillah! sabahın köründe kalktık. harika bir hava ve biz vatikan yollarına düştük. garip bir hismiş. nefret ettiğim bir yere doğru gidiyorum. ama o nefretin sebebinin müessibi olduğu sanat eserlerini görecek olmaktan da heyecanlıyım. 


kafam karmakarışık. bir tarafım vatikan'a, papalığa öfkeyle doluyken diğer tarafım hristiyanlıkla ve hristiyanlarla barışık olma niyetinde. oysa inananları olmasa vatikan'ı kim neylesin? benimkisi işçi sınıfından yana olmak ile onun üretip durduğu kapitalizmden nefret etmek arasında kalmak gibi. nasıl ki elin italyan'ı işin reddi ve/veya işçinin sınıf olarak reddi ile bu meseleyi kapitalizm aleyhine çözmüşse, benim de hristiyanı, hristiyanlığı vatikan ve papalık aleyhine reddetmem gerekiyor. nasıl bunu yaparken işçiyi düşman edinmem gerekmiyorsa, hristiyanı da düşman bellemem gerekmiyor. ernst bloch okuyorum: hristiyanlıktaki ateizm. hristiyanlığın özüne inip o öğretileri özelde şimdiki katolisizme genelde hristiyanlık doktrinlerine karşı kullanıyor(muş) bloch bu kitapta. bizim ihsan eliaçık'ın kur'an okuyuşu gibi.. hepsini kenara bıraktım mümkün mertebe. ben müze gezmeye gidiyorum....

5 Mayıs 2014

tematik roma II

(yazdıkça yazasım geldi. bence sadece fotoğraflara bakın :) )

işte ikinci bölüm. cestius piramitini zorunlu ziyaretimiz sonrasında yönümüz kolezyum, flavianus amfitiyatrosu. gezmek için değil, yolumuzun üstünde diye. ilk planımıza uysaydık santa maria in cosmedin'e uğrayacak sonra circus maximus'u boydan boya geçip kolezyum'a varacaktık. olmadı. çok daha aşağıdan geldik. 


circus maximus bir hipodrom. burayı gördükten sonra insan afrodisias'ın değerini daha çok anlıyor. orası neredeyse tamamen ayaktayken burada tek bir şey kalmamış desek yeri. bakınız bu blogda:  afrodisias . benimki sadece görmek yönünde bir istekti. kendimizi antik roma temalı bir diğer roma gezisine saklıyoruz ya :)

2 Mayıs 2014

tematik roma I

roma'daki en uzun günümüzü yazmaya çizmeye girişecektim ama bu kadar uzun bir gün olduğunu unutmuşum. bir türlü başlayamadım. ben de ikiye böldüm! üçü bile bölünürmüş.. 

cntraveller.com
"yarın saat 6'da kalkıyoruz çünkü gezilecek bir sürü kilise var ve bazı kiliseler 6 buçukta, kimisi 7'de açılıyor. güzel bir rota planı ile gezersek rahat ederiz" dediğimde ne kadar ciddiye alınmıştım acaba? ama uyumaya değil gezmeye geldik düsturuyla hareket etmeye pek teşne gezi ekibimiz beni utandırdı sağ olsun. sokaklarda bir biz bir de .. kimse yoktu ulen! 

22 Nisan 2014

roma havası

uzun planlamalardan, gerekli-gereksiz bir yığın heyecandan ve can sıkıcı bir sürü aksiliklerden sonra roma'ya indiğimizde kendime sürekli olarak sakin olmam gerektiğini söylüyordum. ilk kez sadece gezmek için ülke topraklarının dışındayım. ilk kez yanımda ilkay var. ilk kez yanımda birlikte zaman geçirmeyi sevdiğim insanlar var, olmasını umduğumdan daha azı var ama olsun ne yapalım. sakin olmam gerek. işte roma'dayız. artık sükunet, coşku ve neşe zamanı... neşe'yi anneannesine bıraktık. tek derdimiz şimdilik o.. sözümüz söz, 5 sene sonra..

www.mauriziorellini.com
roma termini'den (ana istasyon) otele yürüyerek gittik. tek derdimiz bir an önce otele yerleşip kapağı dışarı atmaktı çünkü koskoca roma'ya sadece 2 buçuk gün ayırarak bir çok kişiye ve arkadaşlarına göre anlamsız bir iş yapmıştık. otele -daha doğrusu aparta- yerleşmekte biraz zorluk çektik çünkü kiraladığımız yer singapur sefirliğininmiş ve içeriye de o sefaretten geçerek girebiliyorduk. sanırım hiç bu kadar güvenli bir yerde konaklamamıştım.