14 Haziran 2010

grup yorum 25. yıl konseri

grup yorum 25. yıl konseri yapacaktı da biz gitmeyecektik!? hiç mümkün mü? neredeyse iki ay önceden yapılmış planlar bazen aksıyacak gibi oldu, bazen gaza geldik 10 otobüs gidecek gibi olduk, ama işi nihayete erdirip  inönü stadının tribünlerinde yerlerimizi aldık.


yorum konseri için en büyük motivasyonlarımdan birisi de hiç şüphesiz o kalabalığı, coşkuyu fotoğraflamaktı tabi. amma velakin bu salak adam -yani ben!- fotoğraf makinesini gün boyu sırtında taşıdım. hem de o istanbul'un vıcık vıcık sıcağında. ama neyi farkettim dehşet içinde? fotoğraf makinesinin şarjı yoktu. şarj edilmediğinden değil, bataryayı tümden evde unutmuşum. aradım taradım ama taksim'de istiklal'de tek bir canon bayisi bulamadım. paraya kıyıp alacaktım bir battery grip. ve muhtemeldir ki hayatımda bir konserde karşılaştığım ve muhtemelen karşılaşacağım en kalabalık kitleyi -55,000 kişiyi- kaçırmış oldum. bundan ötürüdür ki buradaki fotoğrafların (ve videoların) hiçbiri benim değil. o değil de, istanbul'a gitmeden tripodu götürsem mi götürmesem mi diye ikircikli kalmıştım. götürsem çok hoş olacakmış gerçekten de. sırtımda çanta, elimde fotoğraf makinesi, yanımda tripod, batarya evde! çok salağım çok. 

"makine iyi ki yoktu da adam gibi konser seyrettin" dedi ilkay. konser seyredilen bir şey midir yoksa dinlenen bir şey midir bilmem ama bu kez ilkay haklı sanırım. buyrun:

2 Haziran 2010

yaşasın küresel intifada

sağır sultan bile duydu 2 gündür İsrail'in ne bok yediğini. kuşatma altındaki gazze'ye insani yardım malzemesi taşıyan beyaz bayraklı gemilerden oluşan filoya israil uluslararsı sularda saldırdı. ölü sayısı ve kimliği tam belli olmasa da 9-19 ölü var. israil yardım götüren filonun türkiye'deki ayağı ihh'yi (insani yardım vakfı) islami teröre destek vermekle, provoke etmekle, gemiye çıkan askerleri linç etmeye çalışmakla, şiddete yol açmakla hatta ölmekle suçladı. ihh'nin ne olduğunun ne kadar önemi var ki? uluslararası sularda gemide hangi bayrak varsa orası o ülkenin toprağı olara kabul edilmiyor muydu? o halde israil yabancı bandıralı bir gemiye askeri operasyon düzenler? o gemidekilerin nasıl direnmemesini bekler?... sanki bunlar da soru. 

bence asıl sorulması gereken şeyler farklı. türkiye hükümeti günlerdir israil'in müdahele edeceğiz diye tehditler savurduğu ortamda gemiyi ve gemidekileri nasıl yem olarak israil'in önüne atar? ihh'nin tabi ki ideolojik bir amacı var. gazze kuşatma altında, açık hava hapishanesi haline dönmüş. buna dikkat çekmek için gidiyorlar. 30.000 ton yardım 1,5 milyon filistinliyi kurtaracak değil ya. müdahale edilmesi halinde bu israil'in hukuksuzluğuna bir kanıt daha olacaktı. edildi de! ama kimse bu kadar kanlı olacağını düşünmemişti sanırım. israil-filistin meselesini iç politika malzemesi yapmaya çalışanlar, güya dünya siyasetinde aklınca bir köşebaşı edinmeye çalışanlar çok mu umursadılar gerçekten ölenleri? kader, tabi kader. kader de ne varsa o olur. nasılsa ölenlerin mekanı cennet!

   

olayı gece canlı yayında takip ediyordum. ertesi gün iş var diyerek yattım ve sabah servisle işe giderken radyodan ne olup bittiğini öğrendim. işte öğleni zor ettim. internet sayfalarını sürekli yenileyerek bir türlü geçmeyen 4 saatin sonunda okula gitmek üzere işten ayrıldım ama okula gitmedim. kendimi kızılay'a vurdum. önce eve, oradan kızılay'a geri geliş ve sonra ankara'daki protestoların asıl adresi olan protokol yolunda seymenler parkının yanındaki israil büyükelçiliği rezidansının önüne. burada göreceğiniz fotoğraflar 17:00 ila 22:00 arasında çekildiler.