burası için hayvanat bahçesini doğru düzgün gezemedik. rehberimizin "soho londra için neyse, broadway new york için neyse, georgetown da dc için odur" demesi yetti. hemen gittik. güya gidiş nedenimiz eşlere güzel hediyeler alabilmek. sanki ucuz olsun diye habire mcdonalds'a burgerking'e kapaklanıp duranlar biz değilmişiz gibi..
virginia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
virginia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Mayıs 2012
5 Mayıs 2012
dc'de 2-3. günler
başlık bulamadım. sözün özü: dc'de etkinliğin gerçekleştirildiği otelde kaldığımız için daha çok insanlarla vakit geçirdim. her birine sonsuz teşekkürler. sayelerinde bufalo da yedim jumbo karides de hatta istiridyeli italyan usulü makarna da :) alkole düşkün olduğumu düşünmüş olsalar gerek ki pek boş bırakmadılar beni. artık nasıl bir izlenim bıraktıysam :) . velhasıl kelam bi ilk gün gezdik, bir de son gün. bu fotolarda arada çektiklerim.
2 Mayıs 2012
washington turisti ben
o kadar uzun zaman olmuş ki buraya yazmayalı... blogger arayüzü değiştirmiş, bokum gibi olmuş. aradığım şeyi bulamıyorum. yani her değişim karşısında afallayan ve o değişimin kötü olduğunu düşünen kişi gibi ben de alışıncaya kadar google'ın blogger'ını değiştirip duranlara saydırıp duracağım... ama yazmamamın sebebi blogspot'un istediğim gibi bir arayüzü olmaması değildi. çift yıllarda başımıza gelen uğursuzluklardan yine başımız döndü. fırsat bulamadık. 2012 son çift yıl olsun bunca bela için..
washington dc'ye gidip geleli de çok oldu. hatırlamıyorum. sadece gittiğimiz yerler neresiydi onu hatırlıyorum. oysa bir sürü hikaye de duymuştum buralar ile ilgili. hatta yalan yok dinlerken 'bloga yazarım da şık durur' diyordum kendi kendime. yoksa washington'un gidilecek yerleri diye bir aranıp taransa aynı fotoğraflar çıkacak. o zaman da benim buraya yazıp durduklarım "işte ben buradaydım"ı ispattan öte gitmeyecek. ama ben buradaydım, bu doğru. bir farkla turist olarak...
26 Şubat 2012
welcome to arlington
bilmem kaç saat uçakta zaman geçirdiniz. havaalanında sınır muhafızlarının onca ilgisine mazhar oldunuz, hem de gereksiz yere. iri kıyım bir şoför sizi bir limuzinle alıp otelinize götürdü. deli gibi açtınız, bir şeyler yiyip yattınız. gece uzun uzun başucunuzdaki telefon çalıyor. inanmadınız ilk başta. sonra baktınız durum ciddi. ahizeyi kaldırıp ... ne dersiniz sahi? ben bulamadım. sustum kaldım. ecnebi bir memlekette biri sizi yatağınızın başında hep duran ama hiç kullanmadığınız bir telefon marifetiyle rahatsız ederse, ve uyku gözünüzden ve dahi götünüzden akıyorken, telefonu nasıl açarsınız? karşı taraf ses verinceye kadar bekledim. adımı söyledi inanmadım. aksanı harika! bir daha söyledi. len, dedim. bu bizimkilerden biri. dedi ki anonsu duyuyor musun. hayır. aç kapıyı dinle, dedi. koridorda boğuk bir ses. asansörden. bu bir tatbikat değildir. asansörü kullanmadan katları boşaltın. oldu!
en başta umursamadım ne yalan söyleyeyim. ciddi bir şey olsa daha ciddi bir şekilde uyarırlardı herhalde dedim kendi kendime. lobiyi aradım. ses seda yok. eleman ingilizce bilmiyor ya, ciddi bir şey yok uyu sen, dedim vurdum kafayı yastığa. yarım saat sonra eleman yine aradı. lobiden. nasıl becerdiyse. itfaiye geldi. herkes aşağıda in istersen, dedi. durum ciddi. makineyi aldım çıktım. arlington'da ilk gecem. yangın var!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)