lokomotif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lokomotif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2016

here comes the war - ukrayna


yıl 2014. ağustos'un 8'i. ilkay'ın eline ofisten bi görev emri tutuşturmuşlar. kalkıp hemen ukrayna'ya gitmeli, mikolayiv'e geçip takip ettiği gemiye eşlik etmeliymiş. nasılsa vize de yok ya, böyle oluyormuş rusya'ya, ukrayna'ya gidişler. bizimkisi biraz da benim gazımla pek ses etmedi, düştü yola...


8 Ağustos 2014

men dakka dukka veya forza lucca

çok ara verdim. bazı şeyler eskidi, kayboldu. ama yazmazsam daha da kaybolacak. öyleyse, vira bismillah..


başlıktan hikaye: eden bulur anlamında çoğu zaman uygun yerde kullanılmayan arapça bir deyim bu men dakka dukka. lucca sonrasında hissettiklerimize çok da uydu. italya planında lucca'ya kendi halinde bir gün ayırmayan biz, lucca'yı görüp yaşadığımız cehenneme bir kez daha lanet eden biz, eşşek gibi geri dönüp beton binaların içinde ömür çürütecek olan yine biz. kendimiz ettik, kendimiz bulduk. anakronizmin hası: keşke hiç görmeseydik!

27 Aralık 2011

bir ara istanbul'a gitmiştik


ankara'da bunalınca soluğu istanbul'da alıyoruz. o kesin. ama istanbul'a orası istanbul diye mi gidiyoruz yoksa orada birileri var diye mi gidiyoruz, işte onu kestiremiyorum. mesela haziran 2011'de bir istanbul gezisi yaptık. kız dünyaya merhaba demeden bir daha görelim istanbul'u dedik (belki de kız doğmadan bir istanbul görsün istedik). gittik. yine bizim tayfa. gezdik tozduk. diye hatırlıyordum. ama bir baktım ki hiç boğaz görmeden geri dönmüşüz ankara'ya. yok. sanırım istanbul istanbul'da birileri var diye güzel herhalde. işte 15 milyon kişi içinden bir kaç kişi... işte o günler var burada...

26 Eylül 2011

brno

[öncellikle blogger'ın bu son halini sevdiğimi söylemek isterim. ne güzel. sadece fotoğraflara bakmak isteyenler düşünülmüş, tabi bir de benim gibi slayt gösterisi oluşturmak isteyip de beceremeyenler. ala. fakat, çektiği fotoğrafları yazıdan ayrı bir bok ifade etmeyenleri ne yapacağını pek düşünmemiş google hazretleri. gerçi bu sorunu da dolaylı yoldan halletmiş bir yerde. blog okuyanlar, takipçiler, arkadaşlar vs. artık bu yazıları blogun kendi sayfasından değil buzz'dan google reader'dan hatta bilimum mobil eplikeyşından okuyorlar. artık boşuna dizayn, template vs aramaya gerek yok. dolayısıyla google'ın kişisel bloglara sağladığı bu slayt hizmeti benim gibi günde onlarca blog okuyan birilerine pek bir şey ifade etmeyecek. olsun karşısına geçip fotoları seyretmek hoş yine de...]


hep öyle denk geldi. yurtdışına çıkışlarım hep yeni kıta için oldu. avrupa benim için yeni kıtaya gidiş için bir mola noktasıydı. gördüğüm frankfurt ve münih havaalanları da pek avrupa sayılmazdı heralde. o yüzden yol beni çek cumhuriyeti'ne götürürken çok heyecanlıydım. öncelikle -belki de ilk kez- yabancılık hissedeceğim bir yere gidiyordum. daha önce gördüğüm amerikan yaşam tarzını ortalama bir cnbc-e izleyicisi ne kadar biliyorsa ben de o kadar çok biliyordum işte. yani bir hayli fazla. ve etrafta ingilizce de olsa anlayabildiğiniz bir dil sürekli yazılıp çiziliyorsa ve de konuşuluyorsa o kadar yabancı kalamıyorsunuz oraya. şimdi ilk kez ingilizce konuşulmayan, sokakta istediğine istediğini soramayacağım bir ülkeye gidiyordum. ve işin açıkçası çek cumhuriyeti hakkında bildiklerimin çoğu da türkiye işçi partisine etkileri üzerinden. şimdi sırada latin abecesi kullanmayan bir ülkeyi görmek var.