14 Nisan 2017

anarşist paris



Sacre-Couer Bazilikasına akşam güneş batarken gitmek gerekirmiş de Eyfel Kulesi yerine buraya çıkmak gerekirmiş, Paris manzarasının keyfi burada çıkarılırmış... Kaç kez akşam buraya gelmeye çalıştım ama bir türlü beceremedim, programım uymadı. Fırsatını bulduğumda da hava yine kapalıydı, güneşin batışını izlemek de ne, güzel renkli bir fotoğraf çekmek bile marifet bu griliğin ortasında. Bari yürüyelim...  

4 Nisan 2017

eyyy fransaaa


sevgili paris. sana ölüm üzerine düşünmek için değil de yaşam üzerine düşünmek için gelseydim keşke. iş için değil de gezmek için gelebilseydim keşke. kışın ortasında değil de gün ışığının olduğu güzel havalarda gelmiş olsaydım keşke. hasta olmasaydım, daha çok zamanım olsaydı ve de bir şeyler okusaydım gelmeden keşke. ben bunu saymadım, haberin ola!

31 Mart 2017

yine floransa



herkesin beğendiğini beğenmemek sizi üst-insan (übermench anlamında) yapmaz, sadece kasıntı ve sıkıcı bir insan yapar. elbette genel kabulün hoş dediği şeyi -hadi sizin çok duyarlı ve bilinçli jargonunuzla diyeyim: size pazarlanan şeyleri, meta olarak size kaktırılan şeyleri- beğenmek zorunda değilsiniz. ama bunun bir ifadesi vardır. niyesi vardır. gerekçesi vardır. asgari olarak bir beğeni kıstasına sahip olmanız gerekir. ve ayrıca, daha önce hiç gitmediğin bir şehre gidince kim 500 milyar ister'de sorulduğu için adını bildiğin michelangelo'nun da vinci'nin bi şeylerini görücem diye sonu gelmez sıralara girip diğerlerine totonuzla bakıp geçmek sizi kültürlü göstermiyor, yemiyoruz, siz de hiç kendinizi kandırmayın. yazıktır. keza mikelanj demek veya sınıf arkadaşınmış gibi da vinci'ye leonardo demek de sizi havalı yapmıyor; o bahsettiğin ninja kaplumbağa, zamanının floransalıları bile birbirine soy isimleriyle hitap edermiş.

--- bi de bunların gael garcia'ya 'gael' diyen tipleri var. ilk isim kullanınca aradaki mesafeyi erişilir menzile indirdikleri düşünülüyor herhalde :)