kapadokya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kapadokya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2012

kapadokya'da gün batımı - kızılçukur vadisi


pek zamanımız kalmamıştı. ürgüp'ü yarım yamalak gezeceğimize güneşi güzel bir yerde batıralım sonra gideriz ürgüp'e dedik. amacımız kızılçukur vadisine gitmek. bir kaç denemeden sonra sora sora da olsa doğru sapağı bulduk da girebildik vadiye. denemelerimiz sırasında yol üzerinde ürgüp'e yakın bir yerde bu peribacalarını görünce durduk. benim bildiğim peribacaları hep böyle penis formunda olanlardı. ya bu bölgedeki 'oluşum'ları  fallusla eşeleyerek iyi pazarlamışlardı ya da benim muzır aklımda böyle kalmıştı :) gerçi gidip göremediğimiz aşk vadisi beni tasdik eder nitelikte:

orijinali burada

bu adı da ben koymadım ya! göreme yakınlarındaymış bu vadi... bir daha ki sefere...
kapadokya'dan son fotoğraflar. girin içeri...

25 Eylül 2012

uçhisar kalesinden kapadokya!


birisi "mutlaka ama mutlaka ne yapılmalı kapadokya'da?" diye sorsa ona verilecek en iyi yanıt içinde uçhisar kalesine çıkmak olurdu illaki olurdu. uçhisar gidinceye kadar hiç aklıma gelmeyen, ama görünce haaaa ben burayı görmüştüm bir yerlerde dediğim bir yer oldu. inanılmaz!


göreme


göreme açık hava müzesi. belki de ilgi çekici yerdir. gezemedik ki turist gruplarından. yok, aslında sorun kesinlikle turist olmaları değil, sorun grup olmaları. sorunun en büyük parçasıysa bir de başlarında terör estiren ve her nedense kendilerine oradaki görevlilerden her daim iltimas geçilmesini isteyen turist rehberleri. küçücük kiliselere, mağaralara insanları otobüs grupları halinde sokmaya çalışırsanız haliyle kaos ve kavga çıkar. çözüm çok basit, gruplaşmaya gerek kalmayacak önlemler alın. turist kafileleri burada en fazla beş kişilik gruplara bölünsün ve her küçük grubun başlangıç noktası ve rotası farklı olsun. ya da burada gruplaşmak yerine herkese rehber kulaklık verilsin, turistler de kafalarına göre takılsın. yoksa çok ciddiyim orada bir kaç turist rehberini öldürmek iş değil. yurdum insanını çok güzel temsil ettikleri bir gerçek ama: kilisede duran görevlilere sürekli olarak "beyefendi grupla geldim, diğerlerini çıkartır mısınız?" diyen avantacı, ben-bilirimci, hamili kart taşıyan insan grubu... gururumuzsunuz profesyonel kilim kakalayıcıları!

24 Eylül 2012

nihayet kapadokya - zelve vadisi


avanos sonrasında zelve vadisine yöneldik. nihayet doğru düzgün peri bacası gördüm :) mutluyum. döndükten sonra gezdiğimiz yerlerin tarihini bir okuyayım derken gördüm ki zelve hristiyanlığın ilk yayılmaya başladığı yerlerden biriymiş. ilk kiliselerden bir kaçının kapadokya'da olduğunu biliyordum da 'yayılan' ilk kiliselerin burada olduğunu bilmiyordum. ve 1960'lara kadar burada yaşanıyor muş da. işte burası şaşırtıcı çünkü bizim gezdiğimiz zelve vadisinde neresinin yaşanabilir olduğunu ben anlamadım. hatta kayaya oyulmuş cami bile varmış. biz görmedik! sonra fark ettim ki bizim gittiğimiz zelve vadisinin hepsi değilmiş. yani zelve vadisi değil vadileriymiş doğrusu. biz ikisini görmüşüz, üçüncüden haberimiz yokmuş. internetteki fotoğraflarda görünen zelve köyü o üçüncü vadiden. ziyadesiyle mesutum bu haberi duymaktan. gitmek için bir bahanem oldu. gördüğüm zelve'yi pek sevmişken görmediim bir başka zelve haberine napayım ki?

22 Eylül 2012

avanos


'o kadar zamandır hacıbektaş'a gidip geldik de bir kez kapadokya'ya götürmediniz beni. yuh olsun size, yuh!' demelerim ilkay ve ali nezninde nihayet bir sonuç verdi. bayram tatiline gitmeden önce planı yaptık ve vakti geldiğinde kaçtık. ama hacıbektaş'a yakın olmak her yere nasılsa çok kısa zamanda erişebiliriz yanılsaması oluşturuyor. halbuki gezecek tonla yer varmış. beni en bilinenlerine götürdüler. güya tabi. fark ettik ki aslında onlar da kapadokya'dan pek haberdar değilmiş. sonra görürüz nasılsa diye pas geçtiğimiz yerler oldu tabi. aşk vadisi gibi. duyduğumuz yerler -avanos, ürgüp ve göreme- bana yeter de artardı. geziye avanos'tan başladık...