hayvanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayvanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2016

mikro iktisat, makro cüret


hacıbektaş'a her gittiğimde yanımda fotoğraf makinemi mutlaka götürüyorum. o 'bozkırın ortası'ndan hep beni tatmin eden şeyler çekebildim. bunlardan önemli bölümü de makrolar. daha önce de bu blogda hacıbektaş kırsalından denediğim makroları koymuştum (burada: makro); hala aynı noktadayım, yani hala yeni bi lens için param yok -başlığın ilk kısmı- ve hala öyle de olsa makro denemek çok hoş -başlığın ikinci kısmı-.  



instagram denen ortam bazen işe yarıyor. makro çeken birisi "kullanmayı öğrenmek zaman ister ama neden 'extension tube' denemiyorsun?" dedi de dank etti. şimdi aklımda en yakın zamanda bi extension tube almak var. ha bir de ilkay motosiklet ehliyeti almayayım diye bana canon L 70-200mm lens alacak. bu çok mühim notu eklemesem olmazdı. almak istediği zaman "neydi hatırlayamadım? hangi lensti o?" diyemesin diye.

içeride makroların devamı var. devam lütfen...

2 Nisan 2014

dusit şeyleri


bangkok'tan ülkeye dönmeden önce geçirebileceğimiz biraz daha zamanımız varmış demek ki. dusit kraliyet sarayına gidelim bari dedik. yanımdaki drkk yeterince buda gördüğünü söyleyerek budist tapınak gezilerimin kaderini belirledi. gerçekte benim görüdüğüm buda sayısının 20'de birine bile erişmemiştir (bkz. wat pho). tamam dedik düştük yola..


25 Mart 2014

pattaya 2


normalde bir kentin arka sokakları genelev bölgesidir ama pattaya'da durum tam tersi. bütün kent bir fuhuş ekonomisinden besleniyor desek yalan olmaz. ama buranın da arka sokakları varmış ve kabul etmeli ki çok daha güzel. açıktaki adaya gitmeyenler koskoca otel komplekslerinde 5 yıldızlı lüks tatiller yapıyorlar. biz de o otellerden birinde, royal cliff hotel'in konferans salonunda görevimizin başındaydık..


28 Ocak 2014

bangkok kanalları & wat arun


bir turist simsarının kurbanı olmak ancak bu kadar işe yarardı. bangkok gezi rehberlerinde ilk sıralarda mutlaka bir floating market olurdu. köylülerin nehir üzerindeki kanolardan sizlere çeşit çeşit ama çok leziz meyve ve sebzeyi çok ucuza sattıkları pazara floating market deniyor. işte şöyle bir şey:


elbette benim de bunu görmek gibi bir planım vardı. bu pazarların bangkok'taki nehir veya kanallar üzerinde kurulduğunu sanıyordum ama yanılmışım. bu pazarlar kırsal bölgelerde kurulurmuş asıl. kentin içindekiler bu kadar fotografik malzeme vermiyor. ilginç olan ise şehrin içinden kanallar vasıtasıyla o pazarlara ulaşılabilmesi. muson ikliminde olunca sudan bol bir şey yok elbet. bizim simsar da bizi kanal gezisine yönlendirince en azından bangkok'a özgü bir şeylerden mahrum kalmamış olduk. işte burada o kanal gezimizden baya bir şey var. tabi ki bir de wat arun. gezi rehberlerinde mutlaka gezilmesi gereken yerlerin 1 numarası. ben gezemedim maalesef. şimdi şu linke tıklayın bakayım:

17 Ekim 2012

nata vega akvaryum


açıldığını duyduğum ilk günden beri görmek istiyordum burayı. türkiye'nin en uzun akvaryum tüneli buradaymış, hatta avrupa'da da sıralamaya giriyormuş. altınızdan üstünüzden köpek balıkları geçiyormuş falan. vaktiyle akvaryuma, balıklara deli gibi para döken ve şu an dahi ilkay'ın yerinde engellemeleri olmasa aynı yola girmeye namzet ben, bu fırsatı kaçırsam olmazdı? hem de ankara'ya açılmışken bu hoşluk! olmazdı. gittik, gördük. işte oradan bunlar...

19 Eylül 2012

makro


hacıbektaş'ta çektiğim makrolar. artık allah bana objektif olarak ne verdiyse onlarla... tamron 70-300mm telede gösteremediği performansı az çok makroda gösterdi sayılır. ama ışığa dua etsin. ilk denemelerim olduğu da kayda geçirilsin. bu arada, bu konuda her türlü tavsiyeye ve öğüte hazırım. çekinmeyin. bu konuda hiç iddialı değilim. sadece bozkırda çekecek pek bir şey yoktu, ben de makro denedim.. hadi girin içeri :)


29 Mayıs 2012

d.c. zoo


işte dc gezimin en müthiş hadisesi olabilecekken en büyük düş kırıklığım olan hayvanat bahçesi. bari gitmeyelim adam gibi gezmeyeceksek? işte o koşuşturmadan bir kaç kare..


25 Mayıs 2012

müzeleri koşturmak



müzeleri gezmeye değil de görüp geçmeye devam ediyoruz. iyi ki hepsi aynı bölgede! iyi ki 12 mplik iphonelarımız var. allahıma bin şükür. şimdiki istikametimiz resmi adı smitshonian ulusal amerikan sanat müzesi ve sonrasındayine smithsonian doğa tarihi müzesi. işte o koşuşturmadan...

6 Ocak 2012

75-300mm

bilirsiniz, hep bir zoom lensim olsun da kendime yetecek kadar kuş fotoğrafı çekeyim diyordum. tamron 75-300mm f:4/5.6 macro'yu fiyatı düşmüş görünce bir arkadaşın da gazına gelip aldım hemen. sonuç tam bir hayal kırıklığı. 'kendime yetecek' kelimesini her kullanışım çok bilinçliydi. adam gibi kuş fotosu için en az L serisinin 70-200'üne geçmek gerektiğini biliyorum. tabi ki doğal hedef aynı serinin100-400mm'ü. en başta azçok diyordum ama. çok ama çok başarısız bir lens olduğuna kanaat getirdim. haa ışık güzel olunca tripod kullanamdan dahi macro'da iyi sonuç verdiğini de gördüm. ama amaç kuş fotoğrafına giriş olunca hezimet. ya bu sevdadan vaz geçeceğim temelli, veya arabayı satıp o lensi alacağım...


ama lensin bana şöyle bir artısı oldu. atıl hale geçmiş bir bünyeyi bahaneyle araziye vurdu da az çok kendime geldim. gelmişim demek doğru sanırım. şimdilerde götümü  yerden 1 santim dahi kaldırmak istemiyorum. işte o nedenle eski fotoğrafları deşip duruyorum. bahaneyle eldekileri tüketiyoruz. yıl sonu bilançosu...


17 Şubat 2011

ottawa part IV


ottawa'yı bitireyim de ikinci durak toronto'ya gideyim artık. yoksa ben bu fotoğrafları bitirip buraya koyamadan gideceğim başka bir yere o olacak sonunda ! :)