kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018

ama amsterdam

Nerede olsa uyurum, ne olsa yerim, her şeye para vermek değil ki beni mutlu eden... Gezgin kafasının böyle işlediği varsayılır. Bitli öğrenci olacaksın, hiç de işlevsel olmayan bir dağcı çantan olacak sırtında, 15 kişilik hostellerde envai çeşit insanla uyuyacaksın... Ah ne macera! 


Ama yerim ben o macerayı. Bir proje toplantısı için Amsterdam'a gitmemiz gerekiyor. Oteller ateş pahası, hosteller bile pahalı, yakın yerdeki şehirlere bile baktım, Haarlem, Utrecht bile kurtarmıyor. Cebimizdeki harcırah belli, bulabildiğim en ucuz hostelin ücretini ödesek ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? En sonunda İlkay akıl etti de botlara baktık. Amsterdam'ın göbeğinde limanda kalacaktık. Biletleri aldık ve Amsterdam 'macera'sı başladı...

14 Nisan 2017

anarşist paris



Sacre-Couer Bazilikasına akşam güneş batarken gitmek gerekirmiş de Eyfel Kulesi yerine buraya çıkmak gerekirmiş, Paris manzarasının keyfi burada çıkarılırmış... Kaç kez akşam buraya gelmeye çalıştım ama bir türlü beceremedim, programım uymadı. Fırsatını bulduğumda da hava yine kapalıydı, güneşin batışını izlemek de ne, güzel renkli bir fotoğraf çekmek bile marifet bu griliğin ortasında. Bari yürüyelim...  

9 Ocak 2014

2013 kitapları III


nietzsche - gilles deleuze
deleuze'un anlatım tarzını seviyorum ben. spinoza üzerine 11 dersi de çok kolay okunur ve anlaşılır bir kitaptır. üstelik keyiflidir de! tekrar nietzsche okuyacağım dediğimde aklıma yeniden bu kitap geldi. tek solukta okudum yine. eğer nedir bu adam, ne der bu adam diyorsanız adres bu kitaptır! çeviri ve terminoloji açısından da bu kitap yine referans sayılır, haberiniz olsun! deleuze'un nietzsche üzerine ne dediği çok kesin değildir bu kitapta. onun için deleuze'un diğer kitaplarına bakmak gerekir. ben niyetlendiydim ama sağolsun idefix yepyeni baskı bir kitabı bulamadı.. 

nietzschelerin şöleni - jacques derrida
derrida'nın bir kaç makalesi dışında bir kitabını okumamıştım hiç. üzerine denilenleri bilirim de kendisinin ne dediğini pek bilmem. bu kitabın o nefis önsözü olmasaydı derrida'nın nietzsche'yi nasıl okuduğunu sittin sene anlayamazdım herhalde. ama yine de kitap boyunca kimi okuduğu ayırt edemedim: nietzsche'ye mi okuyorum derrida'yı mı? ikisinden birine iyi derecede hakim olsaydım efsanevi bir okuma olacaktı. şimdi sadece kitabın yankıları var aklımda. ama kim neyi dediydi, hala bilmiyorum. bir kitabı bir 'neden'siz okumanın zorluklarını yaşadım işte.

6 Ocak 2014

2013 kitapları II


usta ile margarita - mihail bulgakov
bu bir klasikmiş. 1. bütün rus klasikleri yüzlerce karakterin yer aldığı ultra gerçekçi romanlar değildir ; 2. sscb'de yasaklanan her kitap sscb bürokrasisi eleştirisidir diyen tüm eleştiri yazılarına ayarım; 3. fantastik roman da denir buna zerre düşünmeden; 4. insanoğlu erdemden o kadar uzaklaştı ki en erdemlimiz şeytan oldu sanki (bkz. 'arkadaşım şeytan').

ne kitapsız ne kedisiz - bilge karasu
"kitap yığdım, hata etmişim; kitap edinmeyi marifet sanmışım. 'aradığım şu kitabı bulmazsam ('yaşayamam der' gibi) işimi yapamam' demenin abartı olduğunu sanıyorum. hiçbir kitap güçlüğü çözmeyecektir. tamam. ama okudum..." bilge karasu gibi bir adam neden okur? insanı ne dürter ki kapanıp bir şeyler yazsın? ne bileyim? ama iyi ki dürten biri var; iyi ki dürtülünce yazan biri var...

3 Ocak 2014

2013 kitapları I


masumlar - burhan sönmez
biri haymana ovasında diğeri cambridge'de geçen iki ayrı hikaye var. tabi ki birbirine girmiş şekilde anlatılıyor. aynı yazarın kitabın haymana bölümlerini uçurması ama cambridge bölümlerinde klişelerle sarmaş dolaş olması şaşırtıcı. öykülemesini sevdiğim ama kurgusundan hiç hazzetmediğim bir kitaptı. ama güzel okunur, dolu dolu bir kitap ne olursa olsun...

kara kefali - gediz akdeniz
korka korka sayfasını açtım. korktuğum başıma geldi. bir türlü geçemedim o sayfaları. atomların görünürdeki dolaşımları düzenli midir, düzensiz mi? kaos'un kendisi düzenlilik midir? ya istanbul? ya roman? veyahut postmodern bir roman(ımsı)da resmedilen istanbul'da gıynaşıp duran atomlar? okuyamadım. anlaşamadık kitapla...

hayatta kalma güncesi - doris lessing
bir kent var. bir şekilde kaynakları tüketilmiş. tüm altyapısı çökmüş, üst yapısı da köhneleşmiş. anarşik bir oluş hali içerisindeki bir kent işte. azıcık şizofrenik bir kadına bir çocuk emanet edilir ve o çocuk büyümeye başlar. kent sürekli evrilir durur: bahçecilik yapan komünal çocuk çeteleri ortaya çıkar, çetecilik yapan eşkiya çocuk komünleri de. bir yerden bir yere, bir durumdan diğer duruma geçer dururlar. anarşizmden çok arkaik bir anarşik durum halinde olur bunlar. bu gerilimle çok güzel oynuyor lessing. kitap doris lessing'in terörist'ini de hatırlattı bana, murathan mungan'ın yüksek topuklar'ını da...

16 Ocak 2013

2012 kitapları (son dördün)


çavdar tarlasında çocuklar - j. d. salinger
bir çocuk var. sıkılıyor,  okuldan atılıyor. çıkıyor, eski öğretmenine gidiyor sonra da evine. birileriyle karşılaşırsa konuşuyor işte. anlatım tarzı güzelliği tamam da başucunda duracak bir kült kitap için gereksiz bir sığlıkta değil mi? tersinden söyleyelim metin olmadığı düzeylerde incelenerek aşırı yorumlanmamış mı? neticede yazar 'curtains are fucking blue' demekte..

richter 10 - arthur c. clarke
aman uzak durun. hardcore bilimkurgu ararken bulunca hemen atladım üzerine ama arthur c. clarke’ın yazarken onun insan(î) ve sosyal ilişkiler konusunda ne kadar vasat olabileceğini unutmuşum. bazen insanın rama ve 2001 serilerini bu adamın yazdığına inanası gelmiyor. bu kitaba gelince, merak edilip okunası hiçbir şey yok. nolur yormayın kendinizi.. gidin survivor izleyin daha iyi.

intihar dükkanı - jean taule
karanlık ve karamsar bir dükkan var. intihar etmek isteyen müşterilerin o arzularını kamçılayan ve onlara doğru ölme yöntemlerini satan bir dükkan. o dükkan sahiplerinin bir gün bir oğulları oluyor ve gayet dramatik şekilde hayatları değişiyor. çok tahmin edilesi olsa da çok keyfili bir aile öyküsü! ama o son olmamış…

boksör böcek - ned beauman
sırf eğlenceli olsun diye yazılmış bu kitapta nazi eşyaları toplayan bir koleksiyoncu, kısa boylu yahudi bir boksör ve öjeni çalışmaları yapan bir bilim adamı var. kavga, dövüş, eşcinsellik, politik ve bilimsel yuvarlak masa diyalogları, devinip duruyorlar işte. okurken çok iyi de bitirince hiçbir şey hatırlayamadığınız kurgulardan biri işte. (sahibinden nokta kom adlı sitedeki deyişle) sevene gider.


14 Ocak 2013

2012 kitapları (ilk dördün)

güherçileyi (artık yazmadığım blogum) aktif tutmayı çok istemiştim ama birden kendime gelip gördüm ki benim o kadar zamanım da yokmuş enerjim de! ben de 2012 toplamını ikiye böleyim, kitaba karşı hissettiklerimi iki kısa cümleyle yazayım dedim. ondan oldu bu gevezelik. katlanın artık ne diyeyim?



islam nedir? muhammed kimdir? - ali şeriati 
güherçile'de bu kitap hakkında bir şeyler yazmıştım (link). hatta bu konu üzerine 'konuk yazar' bile almıştım: şeriati üzerine. şimdi dönüp bakıyorum da orada yazdıklarım üzerine daha bir çuval laf edebilirim şu an. ama söyletmeye çalışanlara inat söylemeyeceğim. o işler sizin bildiğiniz gibi değil diyeyim sadece...

üç beş kişi - adalet ağaoğlu 
yanılmıyorsam bu okuduğum ikinci adalet ağaoğlu kitabı. eskişehir ankara hattında 3-4 kişiyi anlatıyor. ankara'nın cemiyet hayatı, eskişehir'in yükselen burjuvazisi, her yerde boy veren sınıf öfkesi. tamam sulandırmayayım. ama benim gibi kitap okurken sabırsızlanıp 'hadi artık şu adam da varsın artık gittiği yere' diyebilecek bir adamı bile susturdu. bu büyük anlatıcıya ne diyeyim?

yozlaşmamış kedi - terry pratchett & gray jolliffe 
bir insan evdeki kedi(ler)den artık illallah dediyse hiç durmasın bu kitabı okusun. bir kediyle neden yaşanır, aslında o kedi nedir sorusuna verilen yanıt bir ihtimal o kedinin tüyüne, tırnağına, mızmızlığına, huysuzluğuna, kusmuğuna ve de bokuna belki deva olur. bir umut işte! yoksa ben okudum ama evdeki devasa tüy yumağına yukarıdaki sabır veriyor da katlanabiliyorum galiba.

children of god - mary doria russell 
serçe’nin devamını metis’in keyfi çatacak da çevirip basacak?! ilk kitapta ha tamam anladım dediğimiz her şey bizim antroposentrizimizden nasip almışmış oysa. ne kadar yanlış anlamışız her şeyi. kültürel görelilik denilen şeyin asıl ne olduğunu gezegenler arası boyutta anlamak gerekirmiş oysa. ilk kitap nasıl ‘doğal’ ise bu kitap da o denli ‘basit’. okumayanlar çatlasın!