burası için hayvanat bahçesini doğru düzgün gezemedik. rehberimizin "soho londra için neyse, broadway new york için neyse, georgetown da dc için odur" demesi yetti. hemen gittik. güya gidiş nedenimiz eşlere güzel hediyeler alabilmek. sanki ucuz olsun diye habire mcdonalds'a burgerking'e kapaklanıp duranlar biz değilmişiz gibi..
arlington etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arlington etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Mayıs 2012
9 Mayıs 2012
marine corps marathon 2011
dc'de son günümüzde takıldık bir bilenin peşine koştura koştura geziyoruz (!). buna gezmek denirse. adam bir önceki gün sordu nereyi görmek istersiniz diye. seçenekleri duyduk. hepsini! dedi yetkili kişimiz. biz de normalde biri 1-2 gün gezmesi sürecek müzelerin tümünü tavaf etmeye karar verdik. gözümüz deysin, önünde iki foto çekinelim de eşe dosta hava atalım kabilinden. ayrıntıları sonra nasılsa tutamayıp gevelerim burada, ama demem odur ki gezecek bir tayfaya ihtiyacım var benim. şöyle dur dedin mi duracak, ye dedin mi sıçıncaya kadar yiyecek, iç deyince ölünceye içecek bir tayfaya. çoluk çocuk da olsun ama gezelim be!
ulaşımımız pek kolay olmadı çünkü o gün (30 ekim 2011) marine corps marathon varmış. bizim otelin de olduğu arlington'dan başlayıp dc'de biten, katılım ücreti 90$ olan ve geliri amerikan askerleri ve ailelerine aktarılacak olan bir etkinlik işte.. avrasya maratonunu bu sene mutlaka göreceğim deyip hep kaçıran ben hayatımın ilk maratonunu abd askerleri için koşanları izleyerek görecekmişim. baht!
5 Mayıs 2012
dc'de 2-3. günler
başlık bulamadım. sözün özü: dc'de etkinliğin gerçekleştirildiği otelde kaldığımız için daha çok insanlarla vakit geçirdim. her birine sonsuz teşekkürler. sayelerinde bufalo da yedim jumbo karides de hatta istiridyeli italyan usulü makarna da :) alkole düşkün olduğumu düşünmüş olsalar gerek ki pek boş bırakmadılar beni. artık nasıl bir izlenim bıraktıysam :) . velhasıl kelam bi ilk gün gezdik, bir de son gün. bu fotolarda arada çektiklerim.
2 Mayıs 2012
washington turisti ben
o kadar uzun zaman olmuş ki buraya yazmayalı... blogger arayüzü değiştirmiş, bokum gibi olmuş. aradığım şeyi bulamıyorum. yani her değişim karşısında afallayan ve o değişimin kötü olduğunu düşünen kişi gibi ben de alışıncaya kadar google'ın blogger'ını değiştirip duranlara saydırıp duracağım... ama yazmamamın sebebi blogspot'un istediğim gibi bir arayüzü olmaması değildi. çift yıllarda başımıza gelen uğursuzluklardan yine başımız döndü. fırsat bulamadık. 2012 son çift yıl olsun bunca bela için..
washington dc'ye gidip geleli de çok oldu. hatırlamıyorum. sadece gittiğimiz yerler neresiydi onu hatırlıyorum. oysa bir sürü hikaye de duymuştum buralar ile ilgili. hatta yalan yok dinlerken 'bloga yazarım da şık durur' diyordum kendi kendime. yoksa washington'un gidilecek yerleri diye bir aranıp taransa aynı fotoğraflar çıkacak. o zaman da benim buraya yazıp durduklarım "işte ben buradaydım"ı ispattan öte gitmeyecek. ama ben buradaydım, bu doğru. bir farkla turist olarak...
26 Şubat 2012
welcome to arlington
bilmem kaç saat uçakta zaman geçirdiniz. havaalanında sınır muhafızlarının onca ilgisine mazhar oldunuz, hem de gereksiz yere. iri kıyım bir şoför sizi bir limuzinle alıp otelinize götürdü. deli gibi açtınız, bir şeyler yiyip yattınız. gece uzun uzun başucunuzdaki telefon çalıyor. inanmadınız ilk başta. sonra baktınız durum ciddi. ahizeyi kaldırıp ... ne dersiniz sahi? ben bulamadım. sustum kaldım. ecnebi bir memlekette biri sizi yatağınızın başında hep duran ama hiç kullanmadığınız bir telefon marifetiyle rahatsız ederse, ve uyku gözünüzden ve dahi götünüzden akıyorken, telefonu nasıl açarsınız? karşı taraf ses verinceye kadar bekledim. adımı söyledi inanmadım. aksanı harika! bir daha söyledi. len, dedim. bu bizimkilerden biri. dedi ki anonsu duyuyor musun. hayır. aç kapıyı dinle, dedi. koridorda boğuk bir ses. asansörden. bu bir tatbikat değildir. asansörü kullanmadan katları boşaltın. oldu!
en başta umursamadım ne yalan söyleyeyim. ciddi bir şey olsa daha ciddi bir şekilde uyarırlardı herhalde dedim kendi kendime. lobiyi aradım. ses seda yok. eleman ingilizce bilmiyor ya, ciddi bir şey yok uyu sen, dedim vurdum kafayı yastığa. yarım saat sonra eleman yine aradı. lobiden. nasıl becerdiyse. itfaiye geldi. herkes aşağıda in istersen, dedi. durum ciddi. makineyi aldım çıktım. arlington'da ilk gecem. yangın var!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
