16 Ağustos 2011

colorado springs revisited



uzun aradan sonra merhaaba. "blogların sürekliliği için haftada 1-2 entry girilmelidir" kuralını ihlal ettim. koptum. geri gelmektir niyetim. zaten ne oluyorsa oluyor da bu yaz ayları pek bi eziyetli geçiyor blog için. neyse ki bir sürü bahanem de var. ev taşıdım. araba aldım. bizimkileri ağırladım. ve de bu colorado bahsi gerçekten çok sıkıcı. neyse ki kafamda toparladım azıcık. bu hariç iki başlık sonra ve bitti, işte bitti! çığlıkları atacağım. ne sıkıcıymış burası, ne sıkılmışım burada. mart ayının üstünden asır geçti, ben hala sıkılıyorum oraları düşünürken...

27 Haziran 2011

behzat ç


lost bitince buraya entry girdiysek eğer, behzat ç. nin bu 1. sezon finalinden sonra da buraya entry girmek şart arkadaş. hatta yetmez adına bir blog açmak lazım... hatta ekşicilerin teorilerinin doğrulanmasına ithafen "vay a.q." bile diyorum. o kadar yani... behzat ç. çıtayı o kadar yükseltti ki yerli diziler için, o çıta harbiden aşılamaz, aşılamaz da bi yerimize girer o çıta...

3 Mayıs 2011

fuckin' colorado springs


colorado'da konferansa katılacağımız bilgisini aldıktan sonra heyecanlanmadım desem yalan olur. hatta ilk düşündüğüm şey, gayet ahmakça, "new york'a, chicago'ya, seattle'a, san francisco'a, new orleans'a herkes gider, mühim olan kimsenin gitmediği, gitmek istemeyeceği yere, ne bileyim idaho'ya iowa'ya minnesota'ya wyoming'e maryland'a gitmek" dedim. gezginiz çok havalıyız, o halde amerikalının kendisinin bile gitmediği yere gitmeliyiz. aslında yozgat'a gideceğini öğrendiğinde mutlu olan salak bi isveçli turistten hallice değilmiş durumum. gidince öğrendim. 

aslında gitmeden umudum kırılmıştı çünkü gugıllıyorum gugıllıyorum bi bok çıkmıyor. varsa yoksa rocky dağları. başka da bi şey yok. olsun! gidilecek ve görülecek! havan batsın emi! eşşek gibi gidecen zaten görev yazısı eline tutuşturulduktan sonra. ama keşke herkesin bana dediği gibi keşke gördüklerim yanıma kar kalsaydı, keşkeoralarda bir daha 1 km yol almasaydım birlikte, keşke... neyse...

1 Mayıs 2011

bu ne yaygara


6 ay geçti üzerinden neredeyse. işte kanada'dan niagara şelaleleri.
benim için kanada'nın sonudur her anlamda...

4 Nisan 2011

bir ki birkiüç daha fazla toronto!

artık toronto malzemesinin sonu. çok istediğim ama net olmayan fotoğraflar da var burada, sadece dikkatimi çektiği için bir kadraja aldığım 'kötü' veya 'olmamış' fotoğraflar da var. ama hepsi bana bir şey anlattığı için var burada. aslında bir slayt şov hazırlama programı bilseydim, bunları o halde sunmayı isterdim. neyse, işte olan olmayan güzel çirkin ama mutlaka kare fotoğraflar. toronto'dan son...


toronto'dan son fotoğraflar dizisine 'the world needs more canada' ile son vermem pek tabi bilinçli bir tercih. buraya bu fotoğrafı çok beğendiğim için koymadım. "dünyanın daha çok kanada'ya ihtiyacı var"!. dünya türk olsun'dan daha zekice söylenmiş ama sadece bir ülkeden değil bir idealden de bahsettiği için yerinde bir cümle belki de. bu idealin ne olduğu çok yerinde bir soru elbet...

18 Mart 2011

mavi


buraya kadar koşa koşa geldiğime değdi. sigaradan kurtulalı 3 ay olmuştu ben oradayken. onca sıkıntılı zamanda sigara aklıma gelmişti de içmeyeceğim deyince gitmişti aklımdan, ama burada bir türlü kurtulmadım o duygudan. iyi ki diyorum, allahtan, yanımda yöremde sigara yokmuş, iyi ki kanadalılar çok temiz medeni insanlarmış da izmarit bile bulunmuyormuş yerde. bulsam içer miydim bilmiyorum ama bulamadım ya, bulsaydım içerdim gibi geliyor şimdi. neyse, daha önce cn tower'ı anlatırken toronto'da en sevdiğim ikinci yer demiştim galiba. işte burası, ontario gölü, toronto'da en sevdiğim yer oldu. içinde olduğum park dikmen'deki sıradan bir semt parkından büyük olmasa da göl onu eşsiz kılıyor. hatta şunu da söyleyeyim: bu kadar sonbahar bile yetmiş...


16 Mart 2011

graffiti


tamam çok büyük bir beklentim yoktu çin mahallesine giderken, ama yine de çin mahallesinde ucuz çin malı ıvır zıvır satan dükkanlar yerine biraz çin işi bir yaşam görmek isterdim yine de. ottawa'nın çin mahallesini yetersiz bulmuştum ama sokaklarında 127 dilin konuşulduğu toronto kentinin çin mahallesinin daha gösterişli ve daha çinli (hadi uzakdoğulu olsun) olması gerekmez miydi? değil. zaten tanıtım broşürlerinde burası "china town" isminde olsa da korelisinden tayvanlısına, japonundan çinlisine uzakdoğulu herkesin ikamet ettiği mahalle deniyor. bu anlamda torontonun "asyalı"ları çin asimilasyonuna uğramış bile sayılabilirler...

14 Mart 2011

york'un mektebi sultani'si


hızlı hızlı yürüyorum dedim ya, aslında hem bu yüzden hem de japon turist olmayayım diye bir sürü fotoğrafı (!) pas geçiyorum. tabi soğuk hava yüzünden sürekli olarak hareket etmek zorunda kaldığım da unutulmasın. ama yine de urban trekking kurallarına bağlı kalıp geçtiğim rotayı belirlemek için durup ara ara fotoğraf çekmek zorunda kalıyorum (gene parantez içi ünlem)....